Okumak Ne Güzel Şey...

29 Mayıs 2014 Perşembe

| | | 4 yorum
        
 İlkokulda 5 yılda 8 öğretmen değiştirdim. Gelen öğretmenlerin çoğu kısa bi süre için geçici görevlendirildiler. Boş durmayalım derslerde diye ya kendileri kitap okurdu bize ya da sınıf kitaplığından aldığımız kitapları okurduk kendimiz.Okurduk yani hep okurduk.
        Bi de büyükbabamın kitapçı dükkanı vardı. Vakit geçirmeyi çok sevdiğim mis gibi kitap kokan bi dükkan. Oraya da gider raflardan alıp alıp okurdum. Tıpkı dalından toplayıp erik , kiraz yemek gibiydi. Öyle lezzetliydi yani benim için.
     Şehrimizin Halk Kütüphanesi'ne üye yapmıştı babam bizi. Okuldan sonra gider kitap alırdık. Hatta orda oturur okurduk. Hala o mekanın bana verdiği huzuru hatırlıyorum. Kütüphanede huzur bulan bi çocuk hayal edin. Şimdiki çocuklar düşünüldüğünde hayal gibi gerçekten di mi?
    Evde de okurduk biz hep. Soğuk kış gecelerinde , sıcak yaz öğleden sonralarında hep okuduk annemle , kardeşimle. Kitap eksik olmadı çocukluğum gençliğim boyunca elimden.    
Şimdi de okul , ev , ikizler koşturup dururken bile okumadığım bir günü , gece okumadan uyuduğumu düşünemiyorum. Gözlerim gördüğü sürece okumak benim en çok keyif aldığım şey olacak hep. 
     Okuma alışkanlığı nasıl kazanılır , kazandırılır diye sorsalar bana "Bilmem ki" derim. Çünkü benimki sanki kendiliğinden olmuş gibi geliyo bana. Sanki göz rengim, saç rengim gibi doğuştan verilmiş bi özellik bu. Benim için öyle doğal yani. Ama öyle değil işte kazın ayağı. Hep önümde modellerim vardı benim. Annem okurdu , babam okurdu.
    Şimdi ben de hem çocuklarıma hem öğrencilerime kitap okuyun demiyorum. Ben okuyorum. Onlar beni okurken görünce hevesleniyorlar. Benim öğrencim olmuş yüzlerce çocuk , okuma alışkanlığı ile mezun olur ayrılır benden. Bu ne büyük bi zenginlik ne büyük bi mutluluk.
  Benim kuzular Eren ve Yaren... Bu yıl başladılar 1. sınıfa ve bu yıl öğrendiler okuma yazmayı. Okuduklarımı anlamaya başladıklarından beri her gece uyumadan önce okudum onlara. Minik masallar ve hikayeler ile başladık önce , sonra çocuk klasikleriyle devam ettik. Ben yorgun olduğum gecelerde onlar istediler. Anne hadi oku lütfen diye. Şimdi kendileri okuyorlar. Dersleri minik bedenlerini ve zihinlerini yorduğu için bana göre az okuyorlar ama ( ne fena anneyim ben di mi:) ) yine de okuyorlar. Dışarı çıkarken önce kitap koyuyorlar çantalarına. Özellikle kızım kuzum kitapla yatıyor,kitapla kalkıyor. Bu anlamda onları çok güzel destekleyen ve yüreklendiren bir öğretmenleri var.( www.dostgüncesi.blogspot.com ) Her akşam eve kitapla geliyorlar. Gece okuyup ertesi gün okulda değiştiriyorlar.

    Niye mi anlattım bunca şeyi. Anlattım çünkü ; "Ay ben de okumak istiyorum ama vaktim yok. Ay bizim çocuk hiç okumuyo. " diyenler var ya onlar için çok üzüldüğüm için. Lütfen siz okuyun ki çocuklarınız da okusun. Hatta siz okuyun onlara, birlikte girin kitapların büyülü dünyasına. Kaliteli vakit geçirin çocuklarınızla. Okuyup ne olacak ki? Ne var o kitaplarda ? Diyenleri de duydum. Hiç bişey yoksa bile ; (ki durum asla bu değil , her kitaptan yeni bişey öğreniyorum ben hala bu yaşta olmama rağmen ) çocuklarınız hızlı okuyup, okuduğunu anlama becerisi kazanacak okudukça. Bu derslerdeki başarısını da arttıracaktır bi zaman sonra.
    Başınızı şişirdim çok konuştum ama içim ne dolmuş anlayın artık  
    Özetle ...
OKUYUN
OKUTUN
ÇOCUKLARINIZA EŞİNİZE DOSTUNUZA BU KONUDA ÖRNEK VE DESTEK OLUN


 

















Cevizli Çaylı Kek Okurken Atıştırmalık:)

28 Mayıs 2014 Çarşamba

| | | 2 yorum
 
         Bu da ne şimdi demeyin.Biliyorum ki biz kitap okuyanlar, okurken birşeyler yemeyi ve içmeyi de pek seviyoruz. İşte o yüzden sık sık yaptığım ve sonucu garanti kekimi de paylaşımlarıma eklemek istedim. Kekimin adı " Cevizli Tarçınlı Çaylı Kek" Evet evet çaylı. Şimdi gelelim ana malzemelere ve yapılışına.

Malzemeler :
3 yumurta
1,5 su bardağı toz şeker ( ben bazen biraz daha az koyuyorum. Malum rejim halleri )
1 su bardağı demli çay (soğuk )
1 su bardağı sıvı yağ ( margarin kullanmıyorum çünkü ama isterseniz yarım paket margarin de olabilir. )
3 su bardağı un ( böyle net un miktarlarına bayılıyorum. Aldığı kadar un lafı kabusum benim. )
1 su bardağı  bardak dövülmüş ceviz içi
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
1 tatlı kaşığı Tarçın ( bu damak zevkinize göre azaltılıp arttırılabilir. )
           Bi bakalım bişey unuttuk mu ? ???? Hayır ana malzemeler bunlar. Ana malzemeler dedim çünkü bazen çay yerine 1 su bardağı süt koyuyorum. Ya da kuş üzümü , damla çikolata vs eklentiler de yapabiliyorum. Bu tamamen sizin yaratıcılığınıza ve damak zevkinize kalmış.
          Gelelim yapılışına. .. Aslında temelde iki karışım oluşturup sonra bu karışımları birbirine ekliyoruz.
        Bir kapta 3 yumurta ile 1,5 bardağı toz şekeri çırpıyoruz.
Üzerine 1 su bardağı yağı ve çayı ( veya sütü) ekliyoruz.
 Başka bir kaba 3 su bardağı unu eleyerek koyuyoruz.
Vanilya, Tarçın , ceviz içi ve kabartma tozunu da ekliyoruz.
Bu aşamada ek malzemeleri de ( kuş üzümü, damla çikolata vs ) koyuyoruz istersek.
 Sonra bu kuru karışımı ilk hazırladığımız sıvı karışıma döküp birlikte karıştırıyoruz.
 Yağlanmış kek kalıbına döküp 150 derece fırında kabarıp üstü nar gibi kızarana kadar pişiriyoruz.       
     Uzun uzun anlattım. Ama cidden çok kolay ve sonucu garanti bi kek tarifi.


    Lütfen tarif defterlerinize Özlem'in Cevizli Tarçınlı Çaylı Keki diye yazmayı unutmayın.:)
         Şimdilik bu kadar. Eğer severseniz okurken atıştırmalık başka tariflerim de var. Seve seve paylaşırım.   
      
          Afiyet olsun şimdiden ...
 








Kapak Kızı

25 Mayıs 2014 Pazar

| | | 0 yorum

       
       "Ayfer Tunç'u Yeşil Peri Gecesi ile tanımış ve keskin kalemine hayran kalmıştım. Dünya Ağrısı , Suzan Defter okuduğum diğer kitaplarıydı ve şimdi sıra Kapak Kızı'nda. Yazar bu kitabını ilk kez 1992 de yazmış. Sonra 2005 yılında "zemin aynı zemin , inşa aynı inşa " olmak kaydıyla yeniden kaleme almış. Benim elimdeki de 2005 baskısı. Okuduğum her yeni kitabıyla Ayfer Tunç bana yeniden anlatıyor , tanıtıyor kendini.Kapak kızını okumak için sabırsızlanıyorum. Şimdilik bana keyifli okumalar. Biter bitmez yorumumu paylaşacağım. " demişim okumadan önce...

    "Aynı yerde bir saatten fazla duramayan hemen sıkılan ben, tam 13 saat boyunca bir trenin yemekli vagonunda karşılıklı oturarak "Ayın Kızı Şebnem" üzerinden hayatlarıyla ve kendileri ile yüzleşen Selda ve Ersin'in sohbetlerini bayıla bayıla dinledim yaaaa. İşte bu Ayfer Tunç'un gücü.
Bünyamin'in sırrına ortak olmak ve Şebnem 'in gücünü hissetmek istiyorsanız bu kitabı okuyun derim.
Kitaptan aklımda kalan beni en çok etkileyen cümle " İyi aile çocuğu olunca , yanmadan öğreniyorsunuz ateşten uzak durmayı. Ama hiç değilse bir kere yanmak lazım. " " demişim okuduktan sonra....




 
       Şimdi de size diyorum ki Ayfer Tunç okumadıysanız, eğer bu şahne kalemi tanımadıysanız, yarın ilk iş hemen bir kitabını alın ve okumaya başlayın.

Benim kitaplığımda okunmayı bekleyen Ayfer Tunç kitapları var hala. Umarım hiç bitmezler. Ben okudukça Ayfer Tunç yazar. O yazdıkça ben okurum...

Ben merak ettim bu yazarı derseniz ... http://www.ayfertunc.com/  Ben anlatacağıma siz kendiniz bakın. Yok yok bakmayın sadece hemen alın ve siz de Ayfer Tunç okumaya başlayın...

Erken Kaybedenler

21 Mayıs 2014 Çarşamba

| | | 0 yorum
 



             Aslında polisiye romanları ile tanınmış genç bi yazar Emrah Serbes. İlk öykü kitabı Erken Kaybedenler ise küçücük erkek çocuk ağızlarından, kocaman adam hikayeleri...Derin mevzulara böyle yumuşak dokunuşlar. Ben çok keyif aldım. Geç kaldığım bi yazar daha diyorum kendisi için.

            Okuma listeme aldığım diğer kitapları ise;


Her Temas İz Bırakır
Son Hafriyat


           Bu arada Behzat Ç 'yi hiç izlemedim ama meraklıları için dipnot: Emrah Serbes dizinin 10 bölümde bir  senaristliğini yapmakta imiş.
     

Germinal

| | | 3 yorum




         Kitap kardeşlerimle ( http://kitapkardesligi2013.blogspot.com.tr/ ) Emile Zola'dan  Germinal okuyacağımızdan bahsetmiştim daha önce. Ben de sevgili arkadaşım Tuğba'dan  ( http://dostguncesi.blogspot.com.tr/ ) alıp okumaya başladım bugün.
         Daha ilk sayfalardan şunu söyleyebilirim ki; hiç kimsenin hayalindeki meslek değil madencilik. Mecbur olunmuş , mecbur kalınmış madene inmeye. Yapılacak başka iş kalmayınca inilmiş yerin  kilometrelerce altına... Keşke böyle olmasaymış...Keşke böyle olmasaydı...
         Madencilerin yaşadıklarını anlamaya çalışmak için haydi gelin birlikte okuyalım... Anlayamayız belki tam olarak ama en azından deneyelim. Paylaşımlarımız esnasında belki bi nebze dile getirebiliriz sıkıntılarını...

Aile Çay Bahçesi

20 Mayıs 2014 Salı

| | | 4 yorum

      Yekta Kopan / Aile Çay Bahçesi

      Okuma gruplarımdan bi başkası ile bi Perşembe  okumamız  idi. Ben dayanamadım alır almaz  bir kaç sayfa okuyayım dedim. Ama okumaya başlayınca bırakamadım elimden. Ve hemen bitti. Kalbim hala sızlıyor. Tek kelime ile muhteşemdi. Büyük bi şok yaşatacak finalde size.  Yalın bi dil ama bi o kadar da edebi zenginlik.
      Bayıldım ... Bayıldım. Hemen okuma listelerinize ekleyin derim.
Yekta Kopan ile ilk tanışmamdı onu da eklemeliyim. Kesinlikle tüm kitaplarını okumak niyetindeyim.
Hangi kitaplar onlar diye soranlara :
 
  
 Fildişi Karası (2000),
Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri(2001),
Yedi Derste Vicdan Muhasebesi (2003),
İçimde Kim Var (2004)
 Kara Kedinin Gölgesi (2005),
Karbon Kopya (2007) 
Bir de Baktım Yoksun(2009)
Kediler Güzel Uyanır (2011)
   
    Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri 2002 yılında Sait Faik Hikâye Armağanı’na, Karbon Kopya Dünya Kitap 2007 Yılın Telif Kitabı Ödülü’ne değer görülmüş.
 

Ruhi Mücerret

| | | 2 yorum

   OKUMADAN ÖNCE ÖZLEM DER Kİ...   
        
      "  Herkes uyur , el ayak çekilir.Yoğun tempolu günün sonunda uzun zamandır okumak için sabırsızlandığım kitabıma başlama vakti gelir.


 " Ziyadesiyle kahkaha ve bir nebze göz yaşı içeren bu serüvende, trenler gemilere çarpıyor. İstiklal Savaşı 85 yıl sonra devam ediyor. Şakaklar matkapla deliniyor. Uçaklar düşüyor. Kaybedenler şampiyon oluyor. Ölüler diriliyor. Serseri kurşunlar havada uçuşuyor ve reklamlar müşterileri ele geçiriyor " diyor arka kapakta.

  Gel de merak edip okuma 100 yaşındaki Ruhi Müceret'in hikayesini..."


 
 
 
OKUDUKTAN SONRA ÖZLEM DER Kİ...
 
"Murat Menteş / Ruhi Mücerret. Uzun zamandır okuduğum en eğlenceli kitaptı.
Bi çok (iyi!) okuyucu tarafından ciddiye alınmadığını duymuştum. Oysa bana göre şahane kurgusu,sıradışı karakterleri ve öyküsü ile cidden okunası bi kitap olmuş. Televizyon izlemeyen ben diyorum ki bu kitap dizi ya da film olsa keyifle izlerim.
 
 
 
NOT: Bu iyi okuyucu konusunda da ziyadesi ile doluyum bi gün bi patlama yaşanacak ama hadi hayırlsı :)
 
 
 

 
 

Peri Gazozu

| | | 0 yorum


        Peri Gazozu...

        Ne güzel bir kitap ismi.
        Uzun zamandır takip ettiğim Kediler ve Kitaplar( www.kedilervekitaplar.blogspot.com)  isimli blogta da   tavsiye ediliyordu. Ancak sıra geldi. Çok methediliyordu ama bazen methiye kitaplar hayal kırıklığı yaratabildiği  için acabalarla okumaya başladım. Veeeee sonra ne oldu biliyor musunuz? "Bir gazoz ile çakırkeyif olunur mu?" demeyin. Bu gazoz içime işledi. Fena çarptı beni. Çok mu hızlı okudum , ondan mı böyle oldum bilinmez ama bu lezzeti mutlaka tatmalısınız.😊 bayıldım bayıldım.
Ercan Kesal'ın  kendi yaşamından   minik hikayeler... Okuyun işte mutlaka, zaman zaman ağlayarak, zaman zaman gülerek ve şaşırarak. Ama çoğunlukla ağlayarak ya da ben fazla sulugözüm...
 
 
 




Deli Çocuğun Güncesi

| | | 0 yorum


 
 
 
"Büyümemde ve delirmemde emeği geçen herkesin gözlerinden öperim."
 
 
         126 sayfalık minik kolay okunan bi kitap. Gece başlayıp ertesi  sabah uyanır uyanmaz bitirdim.
         Açıkçası hem beğendim hem sıkıldım okurken. Beğendim, çünkü yazar kendisinin de söylediği gibi içini dökmüş oldukça samimi ve iddiasız olarak. Sıkıldım, çünkü kitap neredeyse baştan sona devrik cümlelerden oluşmuş. Ama yine beğendim; çünkü her an hepimizin yapmak isteyeceği bir " ruhunu kağıda dökme işi" olmuş.
          Özellikle beğendiğim bölümler ve satırlar var.
         "Giriş" gerçekten çarpıcı.
         "Çok Eskiden" komik.
         "Beni Anla Sevgili Anacığım" dokunaklı.
         "Bir Enteresan Çocukluk " ise kitabın asıl olmasını beklediğim hali.
          Özetle okumadığınızda aklınızın kalacağı bi kitap.
 
 
 
 
 
 

Soma için Germinal

19 Mayıs 2014 Pazartesi

| | | 0 yorum

        Birlikte okuduğum arkadaşlarım var. Okumalarıma keyif ve anlam katıyorlar.
        Okuma gruplarımdan biri de Kitapkardesliği. Kitap kardeşlerimle Soma 'da hayatını kaybeden madencilerimizin anısına ; yaşadıklarını anlamamız mümkün değil belki ama bi nebze de olsa bunu denemek , dilimiz döndüğünce paylaşımlarımız esnasında anlatabilmek için Emile Zola'dan Germinal okuyoruz Ben yarın başlayacağım. Haydi siz de katılın bize

Rosshalde

| | | 0 yorum



     Cumartesi gününün yarısı, Pazar ve Pazartesi bize tatil olunca . İstanbul'a kısa bi mola verip Tekirdağ'a nefes almaya gittik.Yeni kitabım ,yol arkadaşımdı Hermann Hesse / Rosshalde
     Rosshalde muhteşem bi malikhane. Ama gel gelelim içinde tat tuz yok. Birbirinden tamamen kopmuş bir karı koca ve iki oğulları.Büyük oğlan zaten almış başını gitmiş ve babasından neredeyse nefret etmekte. Ama bi minik oğlan var ki...
    Bu kitapla ilgili daha fazla bişey anlatmak istemiyorum. Okumanızı istiyorum çünkü.Zaten arka kapakta verilmesi gerekenden çok fazla bilgi verilmiş. Pierre'in öleceği söylenmiş. Ahhhh ben de söyledim ya tutamadım çenemi;)
    Bu kitapta benim en çok ilgimi çekense şu oldu. 1914yılında  kaleme alınan ve yazarın kendi hayatından da izler taşıdığı söylenen 167 sayfalık kitabın, o yıllardan bahsettiğini ben 81. sayfasında hissettim ilk kez. O kadar güncel ki karakterler ve anlatım...Yazıda ileri görüşlülük mü denir buna yoksa güncelliğini hala koruyan karakterler ve olay örgüsü mü ...Fazla teknik olacak bunlar haddimi aşmadan susayım...
    Netice olarak Pierre içimi yaktı. Annelik hormonları ile okununca oldukça farklı izler bırakan bi kitap.

Kuzular...

| | | 0 yorum

 
 
 
       Klişe cümleler kurmadan bi doğum günü mesajı yazmak mümkün mü diye düşündüm ama ; ı ıhhhh olmayacak galiba..."Dile kolay 7 yıl " demeden , "göz açıp kapayıncaya kadar geçti zaman " demeden , nasıl anlatabilirim ki şu fotoğrafın sanki gerçekten dünmüş gibi geldiğini bana. 
      Öyle miniktiler ki...O zaman hiç büyümeyeceklerini sanmıştım...İtiraf ediyorum Allah'ım bir an önce büyüsünler diye dualar ettiğim zamanlarım oldu . Büyüdüler...Beni de her geçen gün biraz daha olgunlaştırıp geliştirerek...
      Şimdi 7 yaşımız bitiyor ,8 den gün alıyoruz. Ve bi itiraf daha:) ben bu aralar bi pause düğmesi falan arar oldum ; daha fazla büyümesinler böyle kalsınlar diye :)Bu güne gelene kadar her yıl farklı bişeyler öğrendiler. Yürümeyi ,konuşmayı , kendi ihtiyaçlarını kendileri karşılamayı vs. vs. Bu yıl daha bi önemli idi hepimiz için ,birinci sınıfa başlayıp okuma yazmayı öğrendik. Artık kendileri okuyorlar kitaplarını.
      Tek dileğim önce sağlık onlar için. Sonra da hayat boyu başarılarına ,mutluluklarına şahit ve elbette sıkıntılarına ,dertlerine destek olmak...
İyi ki doğdunuz benim canımdan can kuzularım...
    Bazen sabrımın azaldığı anları da yaşıyoruz sizinle birlikte biliyorum ama e ben de insanım; o kadar kusur kadı kızında da olur di mi Sizi çok seviyorum..Bu cümle ile anlatılamayacak kadar çok hem de...
 
                                                                              09.04.2014






Anneler Günü ve Annem

| | | 0 yorum



Beni ben yapan annemken, annemsiz olabilir mi ki...Anneciğime anneler gününde hissettiklerimin binde birini anlatma çabam..

"Gençliğinin ,en güzel yıllarının istilacısıyken ben.... Yine de beni sonsuz anlayış , sabır ve şefkatle seven sen...
Anne olmasam anlamayamazdım belki annem ama anne olunca anladım...Evlat nasıl sevilir , nasıl bir duygu bu.
Sana sunabileceğim hiçbir şey bana harcadığın yirmili yaşlarını geri veremez biliyorum.Elimden geldiği kadar sana layık bi evlat olmaya çalışıyorum.
Adımı Özlem koydun ve be...
ni en çok özleyen de sensin. Yeterince yanında olamıyorum annem. Özlemim için özür dilerim.
Son bişey daha annem; beni öyle dolu öyle güzel yetiştirmişsin ki attığım her adımda , yaptığım her işte, elime aldığım herşeyde aklımdasın , içimdesin.Senin gibi güzel , becerikli , pratik , zeki bir annenin kızı olmak nasıl bi gurur.... En çok ama en çok da bunun için sadece Anneler Günün değil , her anın , her günün kutlu olsun KIYMET'lim .....Seni çok seviyorum."

İçindeyim

| | | 0 yorum

 Barış Çağrı Genç/ İçindeyim
Gerçekten fantastik bi macera. Konu oldukça enteresan.
Kahramanımız Selim berbere gidip her traş oluşunda kendini başka... birinin bedeninin içinde buluyor. Önce şaşırıp korkuyor. Sonra hoşuna gidiyor.Bedenlerine girdiği insanların yaşadığı hayatların nimetlerinden faydalanıyor. Bir bedenden ya da onun hayatından sıkıldığında bir berbere gitmesi yetiyor yeni bir bedene gitmek için. Ta ki bir gün tamamen felçli bir çocuğun bedenine girene kadar. İki ay boyunca kendi kalkıp berbere gidemediği için bu felçli bedende mahsur kalıyor. Düşünecek çok zamanı oluyor yatağa bağlı kaldığı iki ay boyunca. Hele bundan sonra girdiği bedenin sahibi Muzaffer ve görme özürlü kardeşi Zeynep Selim'in yaşadığı sıradışı olaya bakışını tamamen değiştirmesine sebep oluyor. Kısacası bana kalırsa mutlaka okunması gereken ilginç bi kitap.

Cemile...

| | | 0 yorum

 
Cengiz Aytmatov / Cemile'yi okuyup bitirdiğim zamanki  hallerimmiş .Eski paylaşımlardan buldum ...
"Gece uyumadan önce bitirip yorum yapmaya üşenmiştim. "Sonra bitirdiğim bi kitabın yorumunu sizinle paylaşmadığım için uyku tutmadı da bu saatte (04:40) kalktım " durumu yok tabi ki. Oğlum ateşlenmiş çok ve kızım gelip uyandırdı beni. Yaklaşık 20 dk dır Eren Paşa'nın ateşini düşürmeye çalışıyorum. Şimdi 36,7 yi görünce rahatladım. 7 yaşında ikizleri olunca insanın ateşlenme konusunda böyle ,sağlık personeli edası ile rahat olunuyo işte
Eee Cemile  diyordum. Yine büyük beklenti ile okudum. Hani dünyanın en güzel aşk hikayesi imiş ya. Evet güzel ama belki aşktan ne anladığınızla da alakalı olabilir ; bana pek öyle gelmedi. Yine klasik şahane Aytmatov tasvirleri yağmur yağarken otların kokusunu getiriyor burnunuza ama öyle hayran olunacak bi aşk göremedim ben ya da belki ben anlamadım. Son söz olarak elbette Aytmatov okunmalı ama bi Beyaz Gemi , bi İlk Öğretmenim kadar etkilemedi beni. Oğlumun ateşi düştüğüne göre ben de uyusam iyi olacak."
 
Ah bu annelik halleri:)

Milyonlarca Gölgenin Altında

16 Mayıs 2014 Cuma

| | | 4 yorum
Sıkıntılı günlere ,can acısı ile kıvrandığımız zamanlara denk geldi Milyonlarca Gölgenin Altında...
Yüzlerce canımız gitti, gördüklerimize duyduklarımıza inanamadık. Bu vesile ile Soma'daki maden faciasında canlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet , ailelerine ve yakınlarına sabır diliyorum.
Her zaman yaptığım gibi kitaplara sığındım avunmak için bu süreçte. Bi de üstüne Eren oğlum hastalanınca, uykusuz gecelerimde de dert ortağım oldu Andrea Busfield.
 Hani Cedric vardır ya hepimizin çok sevdiği çizgi film kahramanı, minik sevimli aşık velet. Kitabımızın kahramanı ve anlatıcısı Fuat, okurken bende sık sık bu hissi uyandırdı. Minik bir çocuğun ağzından ,onun  gözünden Afganistan gerçeğini dinlemek çok keyif verdi bana. Büyümüş te küçülmüş edası ile yaşadıkları ve yaşadıklarını sanki karşınıza oturmuş ta size anlatıyormuş gibi  hissetmenizi sağlayacak akıcı dili ile Fuat şu aralar en iyi arkadaşım. Henüz bitmedi. Bu gece biter diye tahmin ediyorum ama şimdiden mutlaka okumalısınız diyeceğim, zaman zaman eğlendiren zaman zaman hüzünlendiren sıcacık bi Afganistan hikayesi...

Merhaba

| | | 1 yorum
Merhaba,
Ben Özlem...
1974'ten beri dünyadayım.
1991'e kadar Tekirdağ,1991'den beri İstanbul.
1981'den beri okur yazar,1997'den beri öğretmen,2001'den beri eş,2007'den beri ikiz annesiyim.
 Nüfus cüzdanım kafasına göre takılırken, bedenim ve ruhum en fazla 25 ,hadi bilemedin 30 :) , içimdeki çocuk ise taş çatlasa 5-6 yaşlarında.
 Kitapları , okumayı ,okuduklarımı paylaşmayı ve insanların okumalarına vesile olmayı seviyorum.
 İkizlerle nasıl, ne kadar okunur diyenlere...
Hadi beni takip edin bunu birlikte görelim...