Oğullar Ve Rencide Ruhlar

16 Aralık 2014 Salı

| | |

   Beş yaşında zamanın çok acımasız olduğunu ve
hızla yaşlandığınızı düşünüyorsanız siz Alper Kamu'dan başkası olamazsınız :)
 
         Oğullar ve  Rencide Ruhlar aslında sıradan bir cinayet romanı olabilirmiş. Tabi tüm yaşananları bize beş yaşında , bu yaşın insanın en olgun çağı  olduğunu söyleyen ve ondan sonra çürümenin başladığına inanan, zamanın acımasız olduğunu ve hızla yaşlanmaya başladığını düşünen bir çocuk anlatmıyor olsaydı.
      Alper Kamu beş yaşında ama büyümüşte küçülmüş deyimin yanında az kalacağı tam bir velet :) Nietzsche, Kafka, Gauguin, Baudelaire okuyor, devlet meselelerinden, rüşvetten ,derin devletten, sokak çetelerinden ,polis soruşturmalarından, kadınlardan ,cinayetin gerçek zanlısının bulunmasından falan haberdar...
    Alper oyuncaklarıyla oynayıp ,çizgi film izlemek yerine geceleri canı sıkılınca sokağa çıkıp yürüyüş yapıyor:) Komik olmadan güldüren bir kitabın oldukça sıra dışı kahramanı yani anlayacağınız. Güldürmek konusunda oldukça iddialı olduğunu da burada eklemeliyim...
     Alper, bir akşam sıradan yürüyüşlerinden birini yapmak için sokağa çıkar. Karşı komşu Hicabi Bey'in camlarının kırıldığını ve eşyaların dışarı atıldığını görür. Eve girdiklerinde Hicabi Bey'in öldürülmüş olduğunu görür.Sonrasında bir cinayet soruşturması başlar. Ben burada ayrıntılara girip kitabın keyfini kaçırmak istemiyorum. Siz okumaya karar verdiğinizde inanılmaz lezzetteki kurguya kaptıracaksınız zaten kendinizi.
   Biraz karakterlerden bahsetmek istiyorum. Alper Kamu zaten anlatılmaz ancak okunur :) Onu hemen geçiyorum.
  •    Kansız Cemal, Cemallettin mahallenin fırlamaları...Elde sopa yan mahalleye baskına giden klasik bitirim tipler...
  •    Gazanfer,  Cemallettin'in abisi fakat mahallenin tüm çocuklarının olduğu gibi Alper'in de belalısı...
  •    Hakan Alper'in ana kuzusu arkadaşı. Ödevlerini ona yaptırmak için evine çağıran ve gece yatarken hala süt içen bildiğimiz çocuk işte :) Kitabın sonuna kadar bir mektup hikayesi devam edip duruyor ki sonunu beklemeye değer...Hakan'ın mektubu...Gözyaşlarınızı tutamayacaksınız :)
  •    Ruhan Bey mahallenin gizemli kişisi, kendi gibi gizemli  eski bir köşkte yaşar. Kimi kimsesi olmadığı gibi, evine geleni gideni de yoktur. Necla Hanım'ın..... Yok yok Necla Hanım'dan bahsetmemeliyim. Hemen sustum :)
  •    Hicabi Bey emekli polis memuru, kulakları duymadığı için televizyonunun sesi tüm mahalleli  tarafından duyulan ve pek tanımaya fırsat bulamadan cinayete kurban  giden karşı komşu.
  •    Deli Ertan, adı üstünde işte mahallenin delisi ve zavallıcık malum  cinayetin zanlısı olarak içeri alınıyor pek dolaşamadan bu hikayenin içinde.
  •    Erkin ve Koray mahallede yaşayan yegane üniversiteli gençler. Her daim gürültülü müzikler dinleyen uzun saçlı tipler bunlar...
  •    Alev Abla ve annesi Remziye Hanım Alperlerin yan komşusu. Alev Abla'ya çaktırmadan ilgi duyuyor sanki ama bilmem ki hikayenin ilerleyen zamanlarında bu ikili arasında neler yaşanacak :))))  
  •    Metin Bilgin cinayeti soruşturan Alper'e kafayı takmış bir savcı. Oldukça ilginç bir tip olduğunu siz de okuyunca göreceksiniz... 
  •    Alper'in babası ve annesi...Baba bir devlet dairesinde çalışır. İşten çıkar biraz içer sonra eve gelir. Bulmaca çözer, Gazete okur.
  •    Anne de babası ile aynı devlet dairesinde çalışır. İşe gider ,eve gelir, yemek yapar, banyoya girer çamaşır yıkar, yıkar, yıkar...
  •    Erdoğan Bey, Alper'in babasının müdürü...Klormatik gözlüklü, tam bi torpil ve yolsuzluk canavarı. Üstelik Alper'in babasını Erzurum'a tayin etmeye çalışıyor. Nasıl sevsin onu Alper:)
  •   Rebi ve Şemi Abiler, rahmetli Hicabi Bey'in oğulları. Onlar da az dalavereci değiller laf aramızda...
  •   Öztürk, Alper'in babasının çocukken ölmüş çocukluk arkadaşı  ama hep onlarla yaşamış  belki babasının belki Alper'in hayallerinde. Alper'in yatağının altından açılan kapıdan geçilen diğer dünyada yaşayan ruh ikizi...Söylemeden edemeyeceğim Öztürk'ün yanına gittiği ve insan vücudunun içine girerek ,beyne yerleşip insanın hafızasını yiyen "geçmişyiyicilerle" savaştıkları bir bölüm var ki; adı Böyle Uyurdu Zerdüşt...Ben en çok bu bölümü sevdim. Kitap bittikten sonra biraz araştırınca  kitabın bu bölümüyle ilgili olarak Alper Canıgüz'ün  "kitabımdaki 'böyle uyurdu zerdüşt' bölümünün gereksiz olduğunu söyleyenler oldu, diyorum ki ben, bu kitap o bölüm için yazıldı"  dediğini öğrendim. Hay ağzına sağlık, dedim ben de kendi kendime...
 
Muhallebinizi yiyip , arabalarınızla oynamak yerine bir cinayeti aydınlatmaya çalışıyorsanız
siz Alper Kamu'dan başkası olamazsınız:)
 
 
 
     Yazardan bahsetmişken kitaba başlar başlamaz bi Ruhi Mücerret, bi Murat Menteş havası aldım. Yine okuma sonrası araştırmalarımda edindiğim bilgiyi sizlerle paylaşmak isterim. Meğer Murat Menteş ile Alper Canıgüz pek yakın iki arkadaşmış. Şimdi anlaşıldı tarzlarda ve üsluplardaki benzeşme...
 
   Sanıyorum ilk defa bir kitap yorumunda  böyle uzun uzun  karakterler üzerinde konuşuyorum. Ama bu karakterleri okuyup ta bu kitabı merak etmemiş olmanız imkansız. Bana kalırsa yani bana sorarsanız, Alper Canıgüz şahane yazmış ve siz de mutlaka okumalısınız ...
 
 
 
 
  İşte yazarımız, ben çok ama çok sevdim. Önce biraz kendisini tanıyalım sonra da diğer kitaplarına göz atalım...
                                                   
 
 
                                                   
                                                         ALPER CANIGÜZ
 
 
 
 

2 yorum:

ilknur AKPINAR dedi ki...

Merhaba,
Blogumda kitap çekilişim var katılımınızı beklerim
http://ilknur--akpinar.blogspot.com.tr/2014/12/dolu-dolu-cekilis.html

Buğra Eskiçınar dedi ki...

Hep gördüm, yorumlar okudum ama almak için tereddüt ettim. Sanırım okuma listeme eklemeliyim. :)

Yorum Gönder