Biz kitap sevenler gerçekten kitaplarımızı bir başka severiz. Her kitapsever kendince izler bırakır okuduğu kitaplara. Ben de kitaplarımı alır almaz kitabın adının yazılı olduğu iç sayfaya aldığım tarihi atar ve nereden aldığımı yazarım. Bir de artık bir mühürüm var Özlem'in Kitabı yazıyor. Onu basıyorum tarih attığım sayfaya. Kırmızı Azap'ı 14.10.2014'te almışım. Peki neden bu zamana kadar okumadım?Nerede okudum hatırlamıyorum ama Aziz Bey Hadisesi , Taş Kağıt Makas ve sonra Kırmızı Azap okunmalı diyordu yazı. Öykülerinin bütünlüğü açısından bu sıra izlenmeli diyordu. Aziz Bey Hadisesi'ni okudum. Ancak bir önceki blog yazımda anlattığım gibi Taş Kağıt Makas'ı bir türlü bulamadığım için Kırmızı Azap'ı erteledim durdum. Şimdi nihayet Taş Kağıt Makas okunduğuna göre gönül rahatlığıyla okuyabilirdim Kırmızı Azap'ı .
Soğuk Geçen Bir Kış
Kırmızı Azap sıradaki öykümüz...Bu güne kadar okuduğum en ilginç öykü diyebilirim size rahatlıkla.Çünkü öykümüzün kahramanları henüz yazılmamış bir öykünün yazarın kafasında şekillendirmeye çalıştığı hayal ürünü tipler.Yazar kafasında üç karakter canlandırıyor.Noter , delikanlı ve bize bu öyküyü anlatan kız.Bir de Eskici var yazarın kafasında yaşayan, henüz hiç bir öyküyle canlanamayan enteresan bir tip o da. Yazarın kafasında canlandırdığı tipler dünyasında oldukça saygın, sözü geçen sevilen ,sayılan biri...Hiç tahmin eder misiniz bu garip dünyada da karakterler arasında çekişmeler,rekabetler yaşanıyo olabileceğini.Öykünün ana karakteri olmak adına yapılan yanaşmalar, yalakalıklar olduğunu. Kurgusu ve karakterleri açısından acayip enteresan ayrıca finali ile de şaşırtan nefis bir öykü Kırmızı Azap...
Sonraki üç öykü Taş Kağıt Makas kitabında da olduğu için onları burada bir kez daha anlatmayıp sizi oraya ışınlayacağım. Hazırsanız ışınlanmak için tıklayınız...
Yük, kitabımızın son öyküsü. Cumhuriyet tarihinin en kanlı sayfalarından biri ile ilgili belgesel yapan iki belgesel yapımcısı, bu katliamda büyük rol oynayan babası ile ilgili sorular sormak için Neyyire Hanım'dan randevu alırlar. Randevuyu Neyyire Hanım'ın kızı Serap Hanım'dan alırlar ve elbette randevuyu alırken dedesinin şeref madalyası almış canını vatanı uğruna harcamış bir vatansever olduğunu vurgulayacak bir belgesel yapmak niyetinde olduklarını söylerler. Oysa durum çok farklıdır. Bu katliamın fotoğraf kanatları vardır ellerinde. Neyyire Hanım'ı bu konuda konuşturmaktır niyetleri. Direk konuya girmez ve eskilerden aile hayatlarından sorular sorarak ortamı yumuşatmaya çalışırlar. Sohbet şahane gitmektedir ta ki Neyyire Hanım'a annesini sorana kadar. Nehire Hanım yıllarca herkesten saklanan, kızının bile bilmediği bir sırrı rahatça söyler ne olursa olsun edası ile çünkü yıllardır içinde sakladığı bu sır omuzlarında yük olmuştur. Bu yükü indirip omuzlarından bağırır"Artık ölebilirim." Sır ne mi? Okuyunca öğreneceksiniz ya... 😉😊
Ben Ayfer Tunç kitaplarından okumaya devam ediyorum...Sıradaki kitabım neymiş acaba :) takipte kalın birlikte okuyalım...Sevgilerle ,kitap dolu günleriniz olsun ...





























