Ölü Ozanlar Derneği

14 Eylül 2014 Pazar

| | | 1 yorum

             Uzun blog yazıları yazmaktan korkuyorum. Okurken sıkılmayın istiyorum ama bu kitapla ilgili yazmak istediğim o kadar çok şey var ki. Bilmiyorum bunları yazmadan yorum yapmam mümkün olabilir mi?
   
          Ölü Ozanlar Derneği  Kitap Kardeşliği  okuma grubum ile Eylül ayı okumamızdı. Robin Williams'ın anısına okuduk. Kitabın filmini yalnızca bir kere izleyen ya da hiç izlemeyen var mıdır? Sanmıyorum. Çoğumuz defalarca kez aynı duygularla , aynı hüzünle, aynı coşku ile izlemedik mi ? Ben de birçok kez izledim. Kitabını okuduğumu hatırlamıyorum." Okusan hatırlardın." demeyin. Çünkü filmi defalarca izlediğim için , aklımda kalanlar okuduklarımdan mı izlediklerimden mi bilemedim.
      
          Üniversite yıllarımda e tabi eğitim fakültesinde okuyunca Bay Keating idolümdü. Ben de onun gibi sıradışı , alışılmışın dışında eğitim yöntemleri olan bir öğretmen olmak istiyordum. Şimdi mesleğimde 18. yılımı çalışırken dönüp bakıyorum bunu başarabildim mi diye. Zaman zaman evet ama belki de onun kadar cesur olamadım hiçbir zaman.
         
 
 

          Gelelim kitabımıza ... Katı kuralları ve disiplini ile ün yapmış yatılı bir okul. Bu okulda okuyan, ailelerinin ve öğretmenlerinin çok şey beklediği bir grup genç adam. Oysa onların hayalleri , hedefleri çok başka. Bay Keating hayatlarına girene kadar boyun eğmişler kendilerinden beklenilenlere. Bir gün ders kitaplarının sayfalarını yırttırıp çöpe attıran, sıraların tepelerine çıkan ,dersleri sınıf yerine okulun farklı bölümlerinde yaptıran sıra dışı öğretmenle karşılaşınca hayata bakışları değişiyor ve anı yaşamayı öğreniyorlar. Yıllar önce kendileri gibi o okulda okuyan öğrencilerin kurduğu Ölü Ozanlar Derneği 'ni yeniden hayata geçirerek kendi iç hesaplaşmalarını yapıyorlar gizlice toplandıkları mağarada. "Ormana gittiler çünkü bilinçli yaşamak istiyorlardı. Derinlemesine yaşamak ve hayatın iliğini emmek ... " Onlar da öyle yaptılar , biri babasına rağmen bir tiyatro oyununda başrol oynadı , diğeri babasının en yakın arkadaşının oğlunun kız arkadaşına aşık oldu ve aşkı için her şeyi yaptı. Daha fazlasını anlatmayayım ki yaşadıklarını ve karşılığında ödedikleri bedelleri siz okuyun.


         Ne diyordu Uçurtma Avcısı... " Çocuklar istediğimiz renklere boyayabileceğimiz boyama kitapları değildir. " Bırakalım çocuklarımız  kendi renklerini kendileri bulsunlar...
          
         Paylaştığım ilk  fotoğraftaki kocaman silgi BÜYÜK YANLIŞLAR İÇİN... Gerçek hayatta yapacağımız büyük yanlışlar için böyle silgiler yok elbette. Hele söz konusu olan eğitim ve çocuk yetiştirme olunca , yapacağımız ufacık bir hata bile hiçbir silgi ile silinemez. Öyleyse ne diyoruz: " SİLGİN YOKSA YANLIŞ YAPMA. " Anne , babaların ve biz eğitimcilerin hata yapma lüksü yok. Bırakalım da çocuklarımız bizim attığımız temeller üzerinde kendi binalarını inşa etsinler... Çocuklarımıza güvenmeyi öğrenmemiz lazım...









              Bu sefer okuma grubumla farklı bir uygulama yaptık. Okuduğumuz kitabın filmini de birlikte izledik. Kitaptan beyaz perdeye aktarılan en güzel örneklerden biri şüphesiz. Seçilen oyuncular kitaptaki karakterlerle örtüşmüş. Geçtiğimiz ay  üzücü  bir şekilde aramızdan ayrılan Robin Williams  Bay Keating'i bu kadar çok sevmemizin sebeplerinden biri değil mi sizce de ?Nurlar içinde yatsın, ışıklar yağsın bu büyük yıldızın üzerine...


            
          Bir kitabın filmi kitaptan daha çok ses getirince yazar maalesef ikinci planda kalmış. Yazarımız Nancy H. Kleinbaum Amerikalı bir yazar ve gazeteci. Sizlere onunla ilgili de bilgiler vermek için biraz araştırma yaptım ama bulduğum bir kaç blog ve sitede yazarımızın üç çocuk babası :) olduğunu bile yazdıklarını görünce kaynağımdan emin olamadığım için paylaşmaktan vazgeçtim. Yine de burada anmış olalım yazarımızı ve böyle güzel bir eserle bizi buluşturduğu için teşekkür edelim.



  Her zaman güzel gülüşü ile hatırlayacağımız Robin Williams Hakkında:









Filmi bir kez daha izlemek isteyenler için sorunsuz çalışan bir link :








 

Peter Pan Ölmeli

12 Eylül 2014 Cuma

| | | 0 yorum









           Okuma grupları ile okumak çok ama çok keyifli. Aynı kitabı hiç tanımadığınız yüzlerce kişi ile birlikte okuyor, okumalarınızı fotoğraflarla renklendiriyor ve belirlenen günde kitabın sizdeki izlerini okuma grubundaki diğer arkadaşlarınızla paylaşıyorsunuz. Benim takip ettiğim birkaç okuma grubumdan biri de Kitap Ağacı .Eylül ayı için seçilen Peter Pan Ölmeli'yi yanlış bilmiyorsam 234  kişi okuduk.
       

          Kitabımızın yazarı Jhon Verdon. Daha önce Aklından Bir Sayı Tut'u okumuştum. Bu yazarın ilk kitabı idi. Peter Pan Ölmeli de son kitabı. Arada Gözlerini Sımsıkı Tut ve Şeytanı Uyandırma'yı yazdı Jhon Verdon ama ben onları okumadım. Aslında bu kitabı okuduktan sonra da kesin kararımı verdim. Ben polisiye sevmiyorum. Evet çok keyifli , heyecanlı ve merak uyandırıcı. Konuya girdikten sonra sonucu öğrenmeden bırakamıyorsunuz elinizden. Hele Jhon Verdon gibi bir yazarın elinden çıkmışsa tadından yenmiyor. Ama ben okuduğum kitap bana birşeyler öğretsin, bilmediğim kültürleri tanıyayım, arka fonda anlatılan dönemin siyasal olayları anlatılsın, halkların yaşadıkları kaleme alınsın istiyorum galiba. E hal böyle olunca da polisiyenin en afilisi, en zekice yazılmışı bile doyurmuyor beni. Bu benim nacizhane şahsi fikrim elbette.

         Gelelim Peter Pan Ölmeli 'ye ... Kitap polisiye olduğu için ve tabi ki çözülmesi gereken bir cinayet olduğu için çok fazla birşey söylemeyeceğim size. Ağzımdan birşey kaçırıp ta okuma zevkinizi hiç etmek istemem. Kitabın konusu özetle şu ; Diğer Jhon Verdon kitaplarında olduğu gibi ana kahramanımız Süper Dedektif Dave Gurney. Karısı ile birlikte doğal yaşamla iç içe bir hayat sürme planları yapan ve şehir dışında bir evde yaşamaya başlayan  dedektifimiz, bir gün bir arkadaşından yardım çağrısı alır. Çok zengin bir adam öldürülmüş ve cinayet zanlısı olarak karısı tutuklanıp cezaevine konmuştur. Gurney'den yardım isteyen sürgün dedektif Hardwick ömür boyu hapse mahkum edilen dul eşin masum olduğuna ve cinayet soruşturmasında bir çok hatanın yapıldığına inanmaktadır. Arkadaşından yardım ister ve olaylar Gurney'in hiç kimsenin dikkatini çekmeyen ayrıntıları fark etmesi ile okuyucu açısından keyifli hale gelmeye başlar. Buradan sonrası elinizden bırakamayacağınız kadar ilginç , merak uyandırıcı ve sürprizlerle dolu... Peter Pan ile tanışmak için bu dahice yolculuğa çıkmalı ve bu kitabı okumalısınız.

       Benim açımdan bir diğer olumsuz notu da eklemeden edemeyeceğim. Zaman zaman öyle gereksiz diyaloglar var ki. Şimdi bunların konu ile ne alakası var demeden edemedim doğrusu. İşte böyle. Sonuç itibari ile her kitap kendi okuyucu kitlesi için özel ve güzeldir. Polisiye seviyorum diyorsanız kaçırmayın derim. Şimdiden keyifli okumalar.
                                     Yazarımız hakkında daha fazla şey bilmek isteyenlere...
 
 
 
Bunlar da yazarımızın diğer kitapları :
 
 
   Aklından Bir Sayı Tut                                                    
 
                                                                                                                                                 Gözlerini Sımsıkı Kapat                  
 
                                                         
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Evvel Zaman

1 Eylül 2014 Pazartesi

| | | 3 yorum







                Çok keyif alarak okuduğum bir kitap daha. Ercan Kesal'dan okuduğum ikinci kitap. İlki Peri Gazozu idi. Anı okumayı pek sevmememe rağmen çok ama çok beğenmiştim. Evvel Zaman ise bir film güncesi... Bir Zamanlar Anadolu'da filminin oluşum sürecinin anlatıldığı bir günce.
              
                Ercan Kesal filmin oluşum süreci içinde kendi yaşamından da o kadar dozunda paylaşımlarda bulunmuş ki. Tek kelime ile bayıldım diyebilirim.
 


                Bi çok yeni şey öğrendim.
                Bi çok insanı daha yakından tanıdım.
                Bi çok şeyi merak edip araştırmamı sağladı.
                Okurken bi taraftan hiç bitmesin istedim , bi taraftan da çabucak bitirip filmi izlemek için sabırsızlandım. ( Kitap biter bitmez filmi izlemeye başladım ama buraya yazma heyecanım ağır bastı.Filmi izlemeye ara verip şu an size yazıyorum. Yazmayı bitirince hemen filme dönücem çünkü yapım sürecine tanık olduğunuz bir filmi izlemek inanılmaz keyifli. Sanki filmi ben yapmışım gibi oldum vallahi :) ) 
                İzlemem gereken ne kadar çok Nuri Bilge Ceylan filmi olduğunu görüp kızdım kendime sinemayı ihmal ettiğim için. Okumam gereken bi sürü kitap adı not aldım.
                Bana kazandırdıkları özetle böyle. Daha ne olsun?
                Ne anlıyorsunuz şu kitaplardan , oku oku nereye kadar ? diyenlere sözüm.
                Ah bi bilseniz neler kaçırdığınızı ... Okuyun ya lütfen okuyun.
 
 
 
 
 
Bir Zamanlar Anadolu'daFilminin Fragmanı
 
 
Filmin Birkaç Farklı Afişi:
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 


Bir Zamanlar Anadolu'da Filmini İzlemek isterseniz sorunusuz çalışan bi link :)

 
 Nuri Bilge Ceylan Hakkında :


Nuri Bilge Ceylan'ın Filmleri
  • Bir Zamanlar Anadolu'da, 2011
  • Üç Maymun, 2008
  • İklimler, 2006
  • Uzak, 2002
  • Mayıs Sıkıntısı, 1999
  • Kasaba, 1997
  • Koza, 1995

Cevizli Tarçınlı Tereyağlı Kurabiye...

30 Ağustos 2014 Cumartesi

| | | 0 yorum
 
 
            Tatilimizin son günleri. Ailecek evdeyiz. Evde olmayı seviyorum. Kızımla evimizin erkeklerine güzel bir sürpriz yapalım dedik. Annemden aldığım nefis bir kurabiye tarifimiz vardı. Seviyorum evde hamur işi yapmayı. Pişerken evi saran o mis kokuyu. Huzurun kokusunu...
            
           Hem demiştim ya biz kitap okuyanlar, okurken minik atıştırmalıkları da severiz...Yanına bi de çay demleriz. Alırız elimize kitabımızı. Sonra çıkarız keyifli yolculuklara...

           İster çocuklarınıza, ister sevdiklerinize, isterseniz sadece ama sadece kendinize...Hadi üşenmeyin , hemen kalkın yapın. Az malzeme ve kolay yapımı ile şipşak bir kurabiye. Kokusuna ve tadına bayılacaksınız. Garanti veriyorum.

Cevizli Tarçınlı Tereyağlı Kurabiye

Malzemeler:

  • 250 gr tereyağ (yumuşak)
  • 3 yumurta sarısı ( aklarını üstü için ayırın)
  • 8 yemek kaşığı şeker ( Bunu arzuya göre azaltabilirsiniz. Ben kuzular seviyor diye bol şekerli yaptım) 
  • 3,5 su bardağı un
  • 1 paket vanilya
  • 1 paket kabartma tozu
  • Dövülmüş ceviz içi
  • Tarçın


Yapılışı :

      Yağ, şeker, yumurta sarısı ve vanilyayı bir kabın içine alıp elinizle karıştırmaya başlayın. Daha sonra unu ve kabartma tozunu  ekleyip kulak memesi kıvamında bir  hamur elde edin.Ceviz ve tarçını bu aşamada da ekleyebilirsiniz isterseniz ama ben hamuru ikiye ayırdım. Hamurumun yarısına ceviz içi ekledim. yarısına eklemedim. Daha sonra cevizden biraz daha büyük parçalara ayırıp yuvarladım.Hamuru cevizli kurabiyeleri önce yumurta akına sonra tarçına batırdım ve yağlı kağıt serdiğim fırın tepsime dizdim. Sade kalan hamurumu ise yine aynı şekli verdikten sonra önce yumurta akına sonra dövülmüş cevize batırıp dizdim tepsiye. Burda ceviz yerine fındık ya da belki damla çikolata da kullanılabilir. Değişik malzemelerle çeşitlendirmek size kalmış...


      Önceden 150 dercede ısıtılmış fırında üzeri kızarıp heryeri o muhteşem koku sarana kadar pişirdim.İşte hepsi bu...Şimdiden afiyet olsun...

 
 
 
 
 

Yaz...

29 Ağustos 2014 Cuma

| | | 4 yorum
                     Okuma gruplarımdan biri olan Kitap Ağacı ile Ağustos ayı okumamızdı Yaz. Kürşat Başar'ın 11 yıl aradan sonra yazdığı yeni romanı. Daha önce hiç Kürşat Başar okumamıştım. Başucumda Müzik adlı kitabından çokça söz edildiğini ve şiddetle tavsiye edildiğini duymuştum. Ama hep söylüyorum ya okunacak çok kitap , çok yazar var ama okuyacak vakit (benim gibi çalışan bir ikiz annesi olunca hele ) az. Yetişemiyor insan ...

                Yaz'da tutkulu bir aşk var herseyden önce. Akıcı dili ve yalın anlatımı ile kolay okunacak bir yaz kitabı idi bana kalırsa. Hayata kayıplarla başlayan Murat ninesi ve babası ile birlikte Kıbrıs'ta , Kıbrıs'ın kaynadığı , Rumlarla Türklerin savaş halinde olduğu yıllarda yaşayan bir çocuk. Günümüzden geçmişe dönüşler yaparak anlatıyor hikayesini.

               Yaşadıkları bir olay nedeni ile ninesi ile birlikte İstanbul'a gelmek zorunda olan Murat zaten içine kapanık bir çocukken , hayatını evden neredeyse hiç çıkmayan kitaplarıyla başbaşa yaşayan bir adam olan amcasının yanında yaşamaya başlıyor. Yaşadıkları semt İstanbul'da o zamanlarda yazlık olarak kullanılan semtlerden biri. Kitabın semti anlattığı bölümleri çok keyif verdi bana bunu da parantez içinde belirteyim. Murat bir gün O'nu görüyor ve yaz geliyor.


           Bu tutkulu aşkı, belki ziyan olmuş hayatları ve sarsıcı hayat hikayelerini siz okuyun , ben daha fazla anlatmayayım.


           Bana göre kitapta eksik kalan bir nokta var. Beklentim o yönde olduğu için böyle hissettim belki de ... Kıbrıs'ta yaşananlara biraz daha fazla yer verilse imiş. Biraz daha detaylandırılsa imiş çok daha güzel olurmuş diye düşünüyorum. Belki de son zamanlarda okuduğum kitaplarda asıl konunun arka fonunda dönemin siyasal yapısı ve halkların yaşadıkları da anlatıldığı ve benim bunları okurken aldığım keyfi keşfetmemle alakalı idi bu beklenti.
           Sonuç olarak keyifle okunacak bir kitap. Sürprizlere hazır olun ve vakit kaybetmeden okuyun diyorum.
 
                                     Yazarımız ile ilgili daha çok şey bilmek isterseniz... 

Semerkant

22 Ağustos 2014 Cuma

| | | 0 yorum






                Kitap kardeşlerimle Ağustos ayında okumak için Amin Maloof /Semerkant seçilmişti. Benim kütüphanemde vardı zaten. Üniversite yıllarımda okumaya başlamış ama sonlandıramamıştım nedense ya da okuyup bitirmişsem bile hatırlamıyorum. Benim için öyle keyifli bir yolculuk oldu ki. Çok öğretici bir okuma idi Okurken hem şaşırdım , hem sevindim. Şaşırdım çünkü Semerkant'ta bahsedilen Hasan Sabbah'ın Alamut'taki Hasan Sabbah olduğu aklımın ucundan geçmemişti. Sevindim çünkü daha önce Alamut'u okurken Hasan Sabbah'ın kaleyi nasıl aldığını çok merak etmiştim.Böylece güzel bir süpriz ile öğrenmiş oldum.



           Semerkant öyle bir kitaptı ki benim için daha önce okuduğum bir çok kitapta ilgimi çeken ancak tembellik edip araştırmadığım mevzuları bana bir bir anlattı. Mesela Bin Muhteşem Güneş'te Tebriz'in Taliban tarafından Rus işgalinden kurtarıldığı gün halkın nasıl düğün bayram ettiğini okumuş ve bu Rus işgali nasıl olmuş diye merak etmiştim. Bu anlattıklarım bahsettiğim kitapları okumamış olanlar için pek birşey ifade etmeyecek ama ne yapayım bendeki izleri böyle kitabın.




 
 
          İki büyük aşk var kitapta. Farklı yüzyıllarda benzer şekilde yaşanmış. Bolca entrika , cinayet , tuzaklar ,kuyu kazmalar vs vs. Kitabın ilk bölümlerinde Ömer Hayyam'ın Rubaiyat'ının nasıl yazıldığını öğreniyoruz.Hayyam'ın kendi dilinden. Sonra araştırmacı,maceracı  Benjamin Omer   bu elyazmasının izini sürerken yaşadıklarını anlatıyor bize. Tarih seviyorsanız mutlaka okumalısınız. İran tarihi üzerine yazılmış keyifli kitaplardan biri bana kalırsa. Bu vesile ile kitapkardeşlerime (www.kitapkardeşligi.com) teşekkur ederim.


       Yazarımız hakkında bilgi edinmek isterseniz ...



kaynak wikipedia
                    

http://tr.wikipedia.org/wiki/Amin_Maalouf


Bir Dönem İki Kadın / Birbirimizin Aynasında

12 Ağustos 2014 Salı

| | | 2 yorum
             Bu yaz umduğumdan daha yoğun ve hareketli geçiyor. Yazın bol bol okurum , diyordum ama olmadı. Tek bacaklı kaplumbağa hızında okuyorum bu ara. Elime aldığım kitaplar uzadı da uzadı. Bunlardan biri de Bir Dönem İki Kadın/Birbirimizin Aynasında.
 
             Oya Baydar ve Melek Ulagay karşılıklı oturmuşlar sohbet ediyorlar.Dünyanın ve Türkiye'nin 40'lı yıllarından günümüze aldığı yolu anlatıyorlar bize.Gençliklerini, aşklarını, umutlarını, devrimci mücadeleyi ,sol örgütleri, grevleri, mülteciliği, sürgünleri, kaçakları, göz altıları , hapishaneleri, işkenceleri, yakılan kitapları, öldürülen insanları, sevdikleri insanları kaybetmenin acısını...

               Aralarda sohbeti keserek minik öyküler şeklinde yaşadıklarını anlatıyorlar  ki bu bölümler gerçekten çok keyifli. Melek Ulagay'ın İstanbul'dan Filistin kamplarına yolculuğu , Oya Baydar'ın Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu'nda yaşadıkları.
               Çok şey öğrendim bu kitaptan. Bundan önce okuduğum Oya Baydar kitabı Sıcak Külleri Kaldı'da anlatılan birçok şeyi Oya Baydar'ın kendi hayatından aldığını öğrendim mesela. Melek Ulagay'ı tanıdım bu kitap sayesinde ve okudukça hayatını, gözlerim fal taşı gibi açıldı , inanamadım. Çok zengin bir ailenin lüks içinde yaşayan kızı iken gönül verdiği dava için nasıl her şeyi bırakıp gittiğini ve nelere katlandığını okuyunca siz de çok şaşıracaksınız.
              Biraz bakındım neler yazılmış Melek Ulagay ile ilgili. İşte bulduklarım.Sizin için derledim.
 
 
 
 
 
 
         Bakın Oya Baydar ve Melek Ulagay kitap ile ilgili neler söylemişler. Bu röportaj bile çok ama çok keyifli.
 

“İki tuzu kuru kadın oturmuş dönek dönek konuşuyorlar’ diyecekler”

Oya Baydar ve Melek Ulagay, kitapları “Bir Dönem İki Kadın”da ‘68 dönemini anlatıyorlar. Oya Baydar: “Bir sürü insan bu kitaba kızacak, ‘İki tuzu kuru kadın oturmuşlar, dönek dönek konuşuyorlar’ diyecekler. Ama biraz da ‘Bakın bütün bunlar böyleydi, bunlardan süzülerek buralara geldik’ deneyimi de var”

 Kaynak : miiliyet.comFotoğraf: GÜLŞAH İLÇE

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
        Bu arada okuduğum bazı kitaplar beni başka kitapları okumaya özendirir.Hakan Günday/ Az'dan sonra heveslendim mesela  Oğuz Atay/Tutunamayanlar'a. Bu kitap ise, Sevgi Soysal / Yıldırım Bölge Kadınlar  Koğuşu'na götürecek beni...
 
 
 
 
          İki  güzel insanın söyleşisinden ortaya çıkan, okuması çooook keyifli  bu kitabı mutlaka okumalısınız diyorum.