Cristian Grey çok yakışıklı , zengin başarılı bir iş adamı. Biz Grinin Elli Tonu okuyanları, onu çok iyi tanıyorduk zaten. Onun Anastasia ile yaşadığı sıradışı aşka şahit olmuştuk. Anastasia'nın gözünden bakmıştık ona.
Bu kez Cristian Grey kendisi anlatıyor bize herşeyi. Olanı biteni onun gözünden görüyoruz, onun duyguları ile yaşıyoruz bu kez bu aşkı. Anastasia anlattığında Cristian'ı yeterince anlayamadığımızı farkediyoruz. Bazen ona haksızlık ettiğimiz hissine kapılıyoruz. Yani benim için böyle oldu.Cristian'ın içindeki çocuğu tanıyınca , zaman zaman kızdığım Cristian'a haksızlık ettiğimi düşünüp üzüldüm.
Grinin Elli Tonu üçlemesini okurken de herkesin odaklandığı erotizm yerine ben Cristian'ın çocukluğuna , yaşadığı travmalara odaklanmıştım. Yine öyle oldu. Özellikle de yaşanılan her şeyi Cristian ın kendisinden dinlerken
Aslında Grey'i ilk duyduğumda E L James'in çok satan, dilden dile çevrilip ,elden ele dolaşan Grinin Elli Tonu üçlemesinin kaymağını yemek için yazdığı bir kitap olduğunu düşünmüştüm. Ama Cristian'ın içindeki yaralı çocuğu bu kez daha net görünce yoğun erotizm ile süslü bu seriye farklı bir bakış açısı getirmenin amaçlanmış olabileceğini bile düşünmeye başladım.
Kişiliğimizin temellerinin atıldığı bebeklik, çocukluk yaşantılarının önemini bir kez daha vurgulayan kitaplar bence her biri. Nasıl bakarsan öyle görürsün diyeceksiniz belki ama bakın ben bu vesile ile fikirlerine çok itimat ettiğim bir psikolog arkadaşımın görüşlerine başvurdum ve hariçten gazel okumak yerine size de konuyla ilgili uzman görüşü aktarmış olmak istedim. Dilden dile dolanan sapkın diye nitelenen erotizmden ziyade keşke biraz da bu gözle bakılabilseydi en başından beri seriye ve Grey'e.


“Biraz
çocukluğunuza inelim Bay Grey!”
Halk arasında psikolog veya psikiyatrist
denildi mi ilk akla gelen sahnedir çocukluğa inmek. Tabi bunda Sigmund Freud’un
etkisi de yok denilmez. Freud, kişilik gelişiminin erken çocukluk yıllarında
oluştuğunu ve bugünkü problemlerimizin kaynağının bu dönemde saklı olduğunu
savunur. Birçok akademisyen ve bilimadamı da Freud’la benzer görüştedir. Mesela
John Bowlby de çocukluk döneminde anne-çocuk arasındaki bağlanma tarzının
yetişkin kişilik özelliklerini belirlediğini iddia etmektedir.
Bowlby’ye göre
bağlanma iki yönlü bir süreçtir ve bir tarafın diğer tarafın ihtiyaçlarını
karşılamasıyla belirlenir. Bebek doğduğu andan itibaren anneye veya bir bakım
verene bağımlıdır. Beslenme, temizlenme, uyuma, sevgi, korunma, güvende
hissetme gibi ihtiyaçlarını anneden alma ihtiyacındadır. Bakım veren bu
ihtiyaçları uygun şekilde giderdiğinde bebek kendini güvende hisseder ve
aralarındaki bağ güçlenir. İlerleyen yıllarda da bu ilişki pekişir. Bireyin
bağlanma stili onun hayatla başa çıkma tarzını, ilişki kurma biçimini ve
yaşadıkları patolojilerin nedenleri hakkında ipuçları verir. Bakım veren kişi
çocuğun sadece fiziksel değil duygusal ihtiyaçlarını da uygun şekilde
karşılarsa güvenli bağlanma modeli gelişir.
Güvenli bağlanma sürecini yaşayan
çocuklar yetişkinlik döneminde ilişkilere değer veren, iletişimi sağlıklı bir
şekilde başlatıp sürdüren ve başkalarından sağlıklı beklentileri olan bireyler
olarak yaşamlarını sürdür. Eğer anne çocuğu sürekli yargılıyorsa, yaptığı
şeylerle ilgili olumlu pekiştirmelerde bulunmuyorsa, duygu ve düşüncelerini
önemsemiyor hatta eleştiriyorsa kişide güven ve özgüven duygusu eksik kalır.
Saplantılı bir bağlanma stili geliştirerek hayatı boyunca başkalarının onayını
almak için çalışır. Özgüven eksikliğini aşırı bağımlı ilişkilerle gidermeye
çalışır. Bu bağımlılık ilerleyen dönemlerde sadece insanlara değil yiyeceklere,
alkole, uyuşturucuya bağımlılık şekline de dönüşebilir.
Bir diğer bağlanma
tarzı ise kayıtsız bağlanmadır. Bu bağlanma modelinde çocuk ihtiyaç duyduğu
anne şefkati ve güvenini bakım verenden alamaz. Anne çocuğa karşı kayıtsızdır.
Onun fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını görmezden gelir. Yetişkinlik döneminde
bu bireyler kimseye güvenmeyen, aşırı kontrolcü, başkalarına bağımlı veya bağlı
olmayı reddeden, takıntılı ve narsistik kişilik yapısında hayatlarını
sürdürürler.
Görüldüğü gibi anneyle çocuk arasındaki ilişki yetişkin
kişiliğinde büyük rol oynamaktadır. Son yıllarda ülkemizde de çok popüler olmuş
bir kitap var: Grinin Elli Tonu. Kitabın baş kahramanı Bay Grey’in sevgi,
korunma, güvenlik gibi duygusal ihtiyaçları annesi tarafından karşılanmaz.
Çünkü annesi uyuşturucu bağımlısı bir fahişedir ve Grey küçük yaşlarda
annesinin yaşadığı cinsel hayata sıklıkla şahit olmuştur. Fiziksel, duygusal ve
cinsel travmalara maruz kalan, annesi tarafından reddedilen Grey, bir süre
sonra çocuk yetiştirme yurdunda hayatına devam eder ve orada da travmalara
maruz kalır. Her ne kadar çok iyi bir aile tarafından evlat edinilse de yeni
hayatında da yine bir kadın tarafından cinsel istismara maruz kalır. Yaşadığı
fiziksel ve cinsel travmaları yetişkinlik dönemine de taşıyan kahraman
kadınlarla efendi-köle ilişkisi çerçevesinin dışına çıkamaz. Sağlıklı duygusal
ilişkiler kurmaktan kaçınır. Geçmişte yaşadığı güçsüzlük ve yetersizlik
duygusunu hükmeden erkek rolünde gidermeye çalışır. Tabi bu durum beraberinde
narsistik kişilik yapısını da getirmektedir.
Genç yaşta zengin ve ünlü olan Bay
Grey kadınlara kimsenin reddemeyeceği olanaklar sunarak reddedilme ihtimalini
de azaltmaktadır. Cinsel dünyası cezalandırma-acı verme fantazileriyle doludur.
Grey, yaşadığı güvensizlik nedeniyle herşeyi kontrol altında tutma
güdüsündedir. Bu da cinsel fantazilerini gerçekleştirmeden önce uyguladığı
ritüelleri açıklamaktadır. Zamanla bu ilişki sado-mazoşizme dönüşür. Şiddet ve
acı sahneleri olmadan tatmin olamaz. İlişkinin mazoşizm yanını ise Anastasia
Steele tamamlamaktadır.
Özetle anne-çocuk arasındaki ilişkide yaşanan çocukluk
dönemi travmaları yetişkinlik çağında çeşitli şekillerde karşımıza çıkar. Yeme
bozuklukları, cinsel bozukluklar, bağımlılıklar, kaygı ve duygudurum
bozuklukları bizim dünyayla ilk temasımızı sağlayan bakım verenlerle kurduğumuz
ilişkiye atıfta bulunur. Anne-çocuk ilişkisindeki aksamalar, travmalar ise
hayatla başa çıkma tarzımızı derinden etkiler. Güvenli bağlanma sürecinden
geçen bireyler ise sağlıklı roller ve ilişkiler geliştirir.
Uzm. Psk. Senem Eke
İşte böyle , haydi şimdi bi kez de bu gözle okuyun popüler Grinin Elli Tonu Üçlemesini ve son kitabı Grey'i.